| ölüm-cek |
DÜŞ-GEN &codaDÜŞ-GEN & coda ben tüm bunları yazarken/ kurduğum her cümlenin sana aitliğini düşün-düm oysa her sözcüğün ötesine koyduğum sözcük/ seni cümlelerin gerisinde bıraktı ... sonra/ ben bunları yazarken/ benim ne anlattığımdan çok senin ne anlayacağını düşün-düm (...hep suyun karşı tarafındaydı görüntün) istedim ki ben bunları yazarken düşün ! bazen uçmak kalmaktır dedim /penguenleri işaretledi sözlerin/ bin savaş açtım /bin savaş kazandım/ bir neden bulamadım yenilmen için pençeleri sökülmüş bir aslanın krallığı kadardı zaferim oysa her solak, yenilendir sağ koluna : böyle ayrılmaz mı isimler birbirinden ve aşk! kirlettiğin çarşaflarda biriktirdiğin ergen bir sodom; hayatla keşistiği yüzüne kara; yüzsüzlüğüne çivit çalan....... bir de zaman... senin sümüklü cümlene bir harf koyduğumda bana geç; bize genç kalan... yıllarca kel rapunzel masalını dinlediğim; beni eksik kalmışlığının prensliğine inandıran çer-çöp akmaya zorunlu olduğumuz arsııız ve uykusuz zaman! Çaresiz, içimin dışında kaldı korkaklığım kalmak-gitmek uysalca el sıkıştı usulca uzanıverdin huzur/um/suz uykuna koynunda sorduğum sorular cevaplarıma alıştı sen hep konuştuğumu gördün, yazdığımı değil! oysa ben düşündüğümü gör diye yazdım konuşamadığımı bak burada zaman uyusun; sen uyan! /herşeyin bittiğini anladığın an; herşeyin bittiği an’dı. herşeyin bittiği an; herşeyin bittiğini anladığım an’dı./ çünkü yaşam sana göre bir havza; bana göre geçmişle gelecek arasında sündüğümüz an’dı. 02:32 - 12/5/2006 - yorum {1} - yorum yazkristal son ölecek kanatlarKül tadı kadar gerçek ölüm Dar uykularda yaşıyor sancısını. Bu, şarkıcılarının bir opera bulamamış halidir hüznün. Ben seyirciyken kendi alkışlarıma, kendini yuhalayan parçasıyım bu bütünün. Hayal kırıklıklarına vakit ayırırım, bir müzisyenin usta ağrıyan parmakları gibi. Artık nerden bir “nasıl” ve “ne” bulunur günü geceden koparmaya? Bir “dur” beni işaretliyor. Altımda çizgiler... Teğet geçtiğim ve kesildiğim çizgiler.... Sevilebilir mi gözyaşı en acıklı şarkısını söylerken tutunmak; ağlamak yok! günleri haksızlığında. Boşlukları dolduruyorum sobelediğim yerde; doldurdukça çoğalıyor boşluklar. Gittikçe an’a benziyor, gelecek zamanlara fiil çektiğim tüm zamanlar. Ellerimi uzatıyorum, kayıveriyor ellerim kirli oylumundan hayatın. Hatırladığım tek dünü yarım bırakıyorum bir leke yüzünden. Sarı bir tavan çöküyor tam serinliğimin üstüne. Şimdi bir “dur” desem suçluluktan ölür yarınlar.
yine vazgeçmem bu dönüş yollarından arsız görme hevesimden. “Ne anlattım kim dinledi bilinmez” diyerek başlar; esrik hanlar kurduğum, Birileri yol masalları yaşasın, birileri yalnız ölsün diye bu masalların hüznünden. Gecikmiş “dinle”ler hangi suçun dizesine yakışır? Yalnızım ama tınlıyorum kendi finalimde Senlere “sen” diyememenin içe dönük tiz çığlığı gibi pembe pembe sızıyor düşlerim salya kıvamında gerçekliğime. En korkuncu bu işte! Daha da “var”olacağım çoğalarak “yokluğumda” duvarları örerken. Çürük düş kıvamında yorulacak kendime koştuğum yokuşlar. Susmak mayınlı olsa da, mecnun ayaklarımın tanrısı yollar... Bu’dur azınlığımıza kurtların uluduğu çoğalmak masalı. Duy da, kendine yeni bir tanrı seç! Bunun için hüzündür; sevgilerine dilsiz çocukların, eksik sözlüklerdeki ölüm ariası! 02:27 - 12/5/2006 - yorum {yok} - yorum yazÖLÜM-CEKÖLÜM-CEK yalnız şiirin midir yaşama kafa tutan 02:18 - 12/5/2006 - yorum {yok} - yorum yazkendini boğan denizkendini boğan deniz
küfür dolu adımlarlayanımda yürüyorsun bir yanın yaşamaya uzanmış zaman aramızda sünüyor yağmur birikiyor gözlerinde kırpmıyorsun yüreğini “güneş” diyor ; zamansız açıyor dilinin altında kiraz çiçekleri diyorum ki; elleri var bu şehrin tutuyor ayak bileklerimden devirip gözlerini içine, “ git ” diyor; gülümsüyorsun düşüyor an’a sessizlik geride kalıyorsun. sessiz harflerden adın duyulmuyor çağırana rengini görüyorsun sözlerimin bulanık susuyorsun korku dolanıyor kuytuma acı kirleniyor sen rutubet kokulu bir kadınsın derinde patlıyor dalgaların kıyıda köpüren öfkene inat içindeki denizde boğuluyor hayat oysa gözünü her yumduğunda uyanıyor aşk uykusundan yanımdan her usulca geçişinde gölgem, soluğundan ıslanıyor sen hayal bir şehirde kalp atışların dört dörtlük /sebare uçuk renkli bir entari cebinde ümitlerini tutuyorsun diyorsun ki; “deniz de boğulur” soyunup entarini gidiyorsun yaşamaya uzanmış bir yanın geriNde kalıyorum; çıplak! 11-9-2003 01:42 - 12/5/2006 - yorum {yok} - yorum yazASUDEasude yaşına bol gelen bir entari sırtında yürürken eteğinden dökülür çiçekleri gül kurusuna çalar ayak izleri içi buğulu sızar dışına ince ince işler göğe dönük göğsünü gün kucağında birikir; büyür mevsimler mevsimler büyüdükçe küçülür asude kaçar henüz ten değmemiş zihninden tırnak içinde aşklara yatak serer uykusunda sol kolu uzanır çırılçıplak diğerine, çatısından örtülüdür dantelin namuslusu solundan dışına baktığında sağ’ı kıpkırmızı orospu arada içine bakar kaçamak kolay yara alır doğasından çıplak olan bir elinde iğne iplik bir elinde kör makas keser- diker boylamasına göğsünü /kendini yamayan kadınları yiyerek beslenen dikişi kekeme bir terzidir tepesinde arsızca sızlanan/ saklanır elleri ceplerinin kuytusuna terzi yüklenir açığına ağırlığınca asude:suskunluğu doğuştan solak değiş tokuş eder kendini kendiyle içinde çoğalan bir kurtlanıştır kalmak gördüğü utanır görünen açığından (göz kapaklarında dikenler...) sol kolu çürür; düşer omuzundan 2004 01:40 - 12/5/2006 - yorum {yok} - yorum yazKARDEŞİMİN BABASIKardeşimin Babası kucağımda bir kutu avuçlarımda bir yaşam maaş bordroları, faturalar, fotoğraflar, bir kaç kitap... kendi tanıklığıyla kendini haklı çıkaran bir hayat içime çocukken diktiğim büyümesine solan bu yüz yıllardır bana bakan; kör olduğum an’a düşman ağırlığınca bir çırpıda geçiveren zaman, şimdi nereye koysam “doldur” diyor. baba’m öldü; yıllardır saklandığım herkesin bir babası olması gerektiğinden öldü benim baba’m. ben küçük büyümüştüm başka bir şehrin kuytusuna uzandığında baba’m. tuttu onu elinden şehir; baba’m kendi ellerinde kaldı. hiç evlenmedi şehirle; hiç çocuk vermedi ona baba’m. sildi hüzün gözyaşlarını bize duyduğu sevgiden ve hırçınlıktan. yalnızlığa söz vermişti biz daha dört kişiyken. iki şehir arasında kaldı, büyüdü yeminler. belki bir araya gelseler yakınlaşırdı sözcükler. bir araya gel-se idi (k.) duvarlardı baba’m ellerini geceye duyduğu minnetten. kızardım bana gecikmesine; kızardım çocuk uykumu bölmesine. sevgilerimiz el sıkışamadı hiç bir zaman. sorardı dilsiz çocuk, sünerken gece güne -ne zaman uyanacağız çay kokan bir sabaha? her gece söz verdi baba’m yarınlara bizim sabahlarımız hiç çay kokmadı . her gecikişinde yanlış yol’a sayar-dökerdi baba’m. oysa sürüklendiğimiz yoculuklarda, şoförüydü kendi yol hikayesinin baba’m beni hiç göremedi şansına küfretmekten. beni mi severdi, beni sevmeyi mi; bilemedim. kardeşimle konuşurdu haftada bir uzak bir sehirden. kardeşimin babası mıydı babalığına çocukluk mu ederdi kardeşim; bilemedim. bir gereklilik olduğunda sevgi “duymak” boşa damlar. susar uyku aralarına sıkışmış öznesi olduğun sorular. baba’m öldü; ağladım gözlerimden. bir baba’m olması gerektiğinden ağladım. şimdi bu eksik hüzün dilimdeki arsız acıyı ikna eder. neydi bu yokluğun dibine yıllardır ışık tutan nasıl çoğaldı bu irinli iki kişilik yalnızlık baba,çocuk ve mutluluksa anlatılan şeker; çocuğa ver-il-diğinde şeker. 01:38 - 12/5/2006 - yorum {yok} - yorum yazODALARODALAR yanyana yürüyor hevesleri sürtündükçe kanıyorlar “biz” yerlerinden romeo’lar boğuyor çağın illeti juliet’leri birer birer odalarına çekiliyor aşklar. çoğalmanın yolu odalarda azalmak sessiz isimler koymak sevgilere: -bir kelime-yabancı-başlı-yorum”lu. gün geçtikçe büyüyorlar odalarda büyüyor hayatla aralarındaki fark yaşamak, yaşıtlarından daha uzun geliyor bu ülkenin çocuklarına. yalnız bıraktılar hayatı;suçlanıyorlar fark-edilmekten saklanarak ayancık’ta rastlaşıyorlar ortaköy’de, kaleiçi’nde, hasankeyf’de,salihli’de… odalarda yer yok ikinci kişiye usulca selamlaşmıyorlar. yarım kalan hikayelerini “yaşamak”tamamlıyor onların yerine. onlar uysalca kalem oynatıyor nefes alışlarına gecelerin gün başka ülkelerin çocuklarına doğuyor. biri adıyla çağırıyor aşkı ten şeffaf... ten alışık... ten unutkan.... sessiz harfler düşüyor aşktan çocuk kalıyor ekmeğiyle tok başına; odalar… biri üstleniyor işlemediği bir suçu adam olmak inadından. suç diline yapışıyor; bulaşıyor yüreğine çocuk düşüyor kendi gönlünden; odalar…. an’ı yakaladığında biri, çıkıyor karanlıktan günaydın demiyor diğeri oysa aydın bir gün ülkesinde. kırılıyor çocuk, kararıyor gün; odalar... bir diğeri kir’den habersiz şiir yazıyor. biliyor şiir çocuk: şiir ak, şiir temiz. kırıyor fahişe bir ün, çocuğun” yaşam neden?”ini oysa aç topraklar ülkesinde şiirle doyuyor çocuk öfke oluyor şiir, şair oluyor kıran; odalar... biri adaleti anlatıyor; bir kuşun uçması kadar kendiliğinden duymuyor anlatılan; uçmayı bilmiyor. “Ya kuşlar?” diyor çocuk -satılıyor! çocuk kafeste; odalar... biri “nedir sevmek “anlıyor. anlatmak yetmiyor sevgiyi; İçinde dar koridorlar koşuyor çocuk, yüreği ellerinde aşağı çıkıyor çağın “gel”merdiveni sarılıyor çocuk med-cezirine; odalar… soruyor biri :neden yoksul bazı çocuk sevinçleri? diğeri cevaplıyor:bazı çocuklar şansa inanmalı. hüzün bulaşıyor gecekondu mavisine bir kaşık eksiliyor; odalar… biri görüyor;herşeyi görüyor. üç gözü var; biri yüreği körebe oynuyor şanslı çocuklar elleri kör çocuğun, düğümü çözemiyor; odalar… biri çiçek dikiyor, büyüyor göklemesine çiçekler. çocuk öyle gülücük, çiçek öyle çocuk açıyor. biri gelip mutlu konutlar dikiyor göğünün üzerine. sevinç kararıyor; odalar… çocuk denizi bilmek istiyor. bir görse uçmayı anlayacak mavi. birileri “boğulmak” satıyor; odalar... eskiden aşka inanırdı bu ülkenin çocukları artık aşk onlara inanmıyor! 01:38 - 12/5/2006 - yorum {yok} - yorum yazDERİN DERİN Attığım imza hergün değişiyor
ve bir alacaklı ordusu kovalıyor günlerimi.... Kalk! Siddetli bir göç etme hevesindeyim. Bu arada söyle anneme, ben yokken geçmişimi temizlesin. Ayaklarım nerede.... Nerede çıkılacak yolun başı? Beni vazgeçtiğim yerlerden cesaretlendirme! ....zaten çatırdamakta tutunan yanlarım kirişlerinden. Sabahları gördüğün hüzün bu yüzden... Hergün biri gidecekmiş gibi sevdiklerim içinden tercihli bir ölme isteği zihnimde. Ve sırt ağrısı yapacak kadar yer etmiş yatagımda güven duygusu... İçimde şiddetli bir göç etme isteği; Kanatsızım ve kanıyorum!!! Sense bir şiirlik aşk olma hevesinde bile değilsin. Hadi kalk...! Kalk ve bana çay yap...! Isınamıyorum geceleri sıcak yerlerimden.. Bedenimi kullan at ve zihnimi gebe bırak.. Parçalara böl beni kararından bir gün önce fakat; olabildiğince kör olmalı kullandığın bıçak... Kolay başlamalı, bir o kadar zor bitmeli işin! Abartılı olsun ölümün rengi ve renksiz kal caniliğinde cinayetimin... Sana bu konuda güvenebilir miyim? Derin......Derin olsun bundan sonra ismin! Git al beni bırakıldıgım şeffaf şehirden Selam getir acıları için terk-ettiklerimden. Orda, renksiz sesli şarkıcılar tanıdım Derin... Dişilikleri yenilip yutulmuş kadınlar... Bedenim orda kalabilir bu yüzden Bedenime orda çay yap Derin! Gözlerim.... gözlerim orda evimi özlesin... Derin..iyiki varsın Derin... pisi pisi...Derin, judas sever misin? O halde sarıver linç edildiğim yerlerimi Ya da üstüme ser tüm sevdiklerimi ayaktayken Derin acılara ihtiyacım var Derin sana seslenmek için. Ölecek kadar sevememekten korkuyorum hikayem bitmeden.. Çocukları olmayan ana-babalara dönüşmüşken akıl verenlerim son on yılın intiharını talep ediyorum. Bu mümkün olabilir miydi sence Derin? Yaşayabilir miydi devamını kaldığı yerden "Yaşamak?" Doğumgünümde canlı yayındayız..İŞTE HAYATINIZ! Sevdikleriniz bir kaç yıl gecikmeli gelecekler... öncelik sosyal orospularda... Derin! kalk gidelim! Sen bana çay demle şevkatli yerlerinle Ya da içime ak şevkatli yerlerimden... Soru sormayı kes artık Derin... Sinirimi bozuyor yaşama bağlandığın yer! Mutfaktaysan kediyi de gömüver.. Sevecek yerlerimi de yedim ağlayarak! Kül oldu yıllardır yakarak ısındığım hayaller Bu durumu yöneticiye anlat Derin! ...zihnim ılımadı bütün kış! Bir de gitmişken soruver; Dört şekerli acıların aşklarına yakışmak ayıp mıymış? 01:36 - 12/5/2006 - yorum {yok} - yorum yaz
|
Tanım sen hep konuştuğumu gördün, yazdığımı değil! oysa ben düşündüğümü gör diye yazdım konuşamadığımı.... Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım Son yazılar - DÜŞ-GEN &coda - kristal son ölecek kanatlar - ÖLÜM-CEK - kendini boğan deniz - ASUDE - KARDEŞİMİN BABASI - ODALAR - DERİN Kategoriler Arkadaşlarım |